Borç ilişkisinden kaynaklanan bir alacağın tahsili sırasında tehdit veya cebir kullanılması, olayın koşullarına göre farklı suç tiplerinin gündeme gelmesine neden olabilir. Özellikle bir borcun senede bağlanmasının ardından, senedin tahsili amacıyla gerçekleştirilen tehdit eylemlerinin yağma suçu kapsamında mı yoksa tehdit suçu kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği uygulamada önem taşıyan hukuki konulardan biridir.
Yargıtay tarafından verilen bir kararda, yasal olmayan bahis oyunlarından doğan borcun senede bağlanması ve daha sonrasında bu senedin tahsil edilmesi amacıyla gerçekleştirilen tehdit eylemleri değerlendirilmiş; yerel mahkemenin yağma suçundan kurduğu hüküm bozulmuştur.
Olay Nasıl Gerçekleşmiştir?
Karara konu olayda katılan, Milli Piyango İdaresi’nin kontrolündeki yasal bahis oyunlarını oynarken sanıklardan biriyle tanışmıştır. Sanıkların yönlendirmesiyle bahis oynamaya başlayan katılan, oynadığı bahis kuponlarının bedellerini başlangıçta bahislerden elde edeceği kazançlarla karşılamaya başlamıştır.
Zaman içerisinde bahis miktarlarının yükselmesi nedeniyle katılanın sanıklara olan borcu artmıştır. Sanıklar ise borcun ödenmesini istemiş, katılan daha önce olduğu gibi bahislerden elde edeceği kazançlarla borcunu kapatacağını belirtmiştir.
Ancak sanıklar, borç ödenmeden bahis oynanamayacağını bildirmiştir.
Olay günü sanıklar katılanın işyerine gelmiş ve 33.000 TL bedelli bir senedi katılana imzalatmıştır. Senet 15.01.2012 tarihinde düzenlenmiş ve 31.05.2012 vadeli olarak hazırlanmıştır.
Dosyadaki anlatımlara göre katılan, olay sırasında işyerinde bulunan jandarma görevlisi tanığa da durumu aktarmış; ancak o aşamada herhangi bir müdahaleye ihtiyaç olmadığını belirtmiştir. Sanıklar da aynı gün katılanın işyerinden ayrılmıştır.
Daha sonra katılan, senetle ilgili yasal takip başlatılacağını düşünerek yaklaşık üç ay sonra çeşitli iddialarda bulunmuştur.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Uyuşmazlığın önemli noktası, katılanın senedi hangi koşullarda düzenlediği ve senedin tahsili amacıyla gerçekleştirilen sonraki eylemlerin hangi suçu oluşturduğu olmuştur.
Yargıtay, olayda katılanın bahis oyunlarından kaynaklanan borcunu kabul ettiğini ve bu borç karşılığında senedi kendi serbest iradesiyle, herhangi bir baskı altında kalmadan düzenleyip verdiğini değerlendirmiştir.
Kararda, bahis oyunlarından doğan borcun hukuken eksik nitelikte olduğu belirtilmekle birlikte, katılanın bu borcu benimseyerek senet düzenlemesiyle birlikte senedin hukuki sonuç doğuran bir belge haline geldiği kabul edilmiştir.
Bu değerlendirme, kararın temel noktalarından birini oluşturmaktadır.
Yargıtay’a göre, senedin tahsiline yönelik sonraki eylemlerin değerlendirilmesinde senedin hangi borç ilişkisi kapsamında düzenlendiği ve borçlunun senedi hangi koşullarda verdiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Senedin Tahsili İçin Tehdit Edilmesi Yağma Suçu mudur?
Kararda asıl dikkat çeken değerlendirme, senedin tahsiline yönelik tehdit eylemlerinin TCK’nın 150. maddesinin 1. fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.
TCK’nın 150/1. maddesi, hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması durumunda uygulanacak hükmü düzenlemektedir.
Somut olayda Yargıtay, katılanın senedi kendi serbest iradesiyle düzenleyerek verdiğini ve senedin hukuki sonuç doğurduğunu değerlendirmiştir. Bu nedenle senedin tahsiline yönelik eylemlerin doğrudan yağma suçu kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Yargıtay, sanıkların senetle ilgili tahsil faaliyetlerinin TCK’nın 150/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve aynı Kanun’un 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçu yönünden incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu nedenle yerel mahkemenin yağma suçundan verdiği mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Hukuken Eksik Borç İçin Düzenlenen Senedin Durumu
Kararın önemli yönlerinden biri de borcun kaynağının hukuki niteliğidir.
Somut olayda borcun kaynağını yasal olmayan bahis oyunları oluşturmaktadır. Kararda bu borcun hukuken eksik nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Buna rağmen Yargıtay, katılanın bu borcu kabul ederek senet düzenlemesini ayrıca değerlendirmiştir.
Burada senedin düzenlenme biçimi önem taşımaktadır. Katılanın senedi herhangi bir baskı altında kalmaksızın kendi iradesiyle düzenlediği kabul edildiğinden, senedin tahsil edilmesine yönelik sonraki eylemlerin hukuki niteliği ayrıca ele alınmıştır.
Dolayısıyla karar, yalnızca “borcun hukuken geçerli olup olmadığı” sorusuna değil, borcun senede bağlanmasından sonra senedin tahsili amacıyla gerçekleştirilen eylemlerin hangi suç kapsamında değerlendirileceğine ilişkin bir değerlendirme de içermektedir.
Kararın Hukuki Önemi
Bu karar, borç tahsili amacıyla gerçekleştirilen tehdit eylemlerinde yağma suçu ile TCK 150/1 kapsamında değerlendirilen tehdit suçu arasındaki ayrımın somut olayın özelliklerine göre yapılması gerektiğini göstermektedir.
Özellikle senedin borçlu tarafından hangi koşullarda düzenlendiği önem taşımaktadır. Senedin cebir veya tehdit altında mı yoksa kişinin kendi iradesiyle mi düzenlendiği, daha sonraki tahsil girişimlerinin hukuki niteliğinin belirlenmesinde etkili olabilmektedir.
Ancak bu değerlendirme, her senet veya her borç tahsilatı bakımından otomatik olarak aynı sonucun ortaya çıkacağı anlamına gelmemektedir. Cebir, tehdit, senedin düzenlenme koşulları, borcun niteliği ve taraflar arasındaki hukuki ilişki her somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Yargıtay Kararının Sonucu
Yargıtay, yerel mahkemenin sanıklar hakkında yağma suçundan kurduğu mahkûmiyet hükmünü, olayın hukuki nitelendirilmesinde hata yapıldığı gerekçesiyle bozmuştur.
Kararda, senedin tahsiline yönelik eylemlerin TCK’nın 150/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu hükmün göndermesi doğrultusunda TCK’nın 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçu yönünden ele alınması gerektiği belirtilmiştir.
Karar 15.02.2018 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.


