Bir kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya fotoğrafların üçüncü kişilere açıklanacağı yönünde tehdit edilmesi, olayın özelliklerine göre farklı ceza hukuku sonuçları doğurabilir. Özellikle bu tehdidin mağduru belirli bir davranışta bulunmaya veya mevcut bir ilişkiyi sürdürmeye zorlamak amacıyla gerçekleştirilmesi halinde şantaj suçu gündeme gelebilir.
Yargıtay’ın 02.12.2013 tarihli kararında, elinde mağdura ait çıplak fotoğraflar bulunduğunu söyleyerek bu fotoğrafları açıklamakla tehdit eden sanığın eylemi değerlendirilmiş ve olayda şantaj suçunun yasal unsurlarının oluştuğu kabul edilmiştir.
Olay Nasıl Gerçekleşti?
Karara konu olayda sanık ile katılan arasında uzun süre devam eden duygusal ve cinsel nitelikte bir arkadaşlık ilişkisi bulunmaktadır. Sanığın evli ve üç çocuk babası olduğu, ayrıca katılandan yaşça büyük olduğu kararda belirtilmiştir.
Katılanın üniversiteyi kazanarak başka bir ile gitmesi ve sanıkla olan arkadaşlığını sona erdirmesi üzerine sanık bu duruma tepki göstermiştir.
Sanık, katılanın yeniden kendisine dönmesini ve arkadaşlıklarının devam etmesini sağlamak amacıyla katılana ve yakınlarına mesajlar göndermiştir. Bu mesajlarda sanık, katılana ait çıplak fotoğrafların elinde bulunduğunu ve katılan kendisine dönmediği takdirde onu rezil edeceğini belirtmiştir.
Bunun üzerine sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal etme ve şantaj suçlarından dava açılmıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanığın her iki suçtan da mahkûmiyetine karar verilmiş ve karar sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Şantaj Suçunu Nasıl Değerlendirdi?
Yargıtay incelemesinde öncelikle Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun kapsamı değerlendirilmiştir.
TCK’nın 107. maddesinin ikinci fıkrasında, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kimsenin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunması halinde şantaj suçunun oluşabileceği düzenlenmektedir.
Yargıtay kararında ayrıca şantaj suçunun oluşması için mağdurun tehdit karşısında istenen davranışı gerçekten gerçekleştirmesinin zorunlu olmadığı belirtilmiştir. Mağdurun belirli bir davranışa zorlanması suçun oluşması bakımından yeterli kabul edilmektedir.
Somut olayda sanığın amacı, katılanın kendisine dönmesini ve ilişkilerini devam ettirmesini sağlamaktır. Sanık bunu gerçekleştirmek için katılana ait çıplak fotoğrafları açıklayacağı ve katılanı rezil edeceği yönünde tehditlerde bulunmuştur.
Yargıtay, katılanın iddialarını, tanıkların kolluk ve mahkeme aşamasındaki ayrıntılı ifadelerini, mesaj dökümlerini ve dosyanın tamamını birlikte değerlendirmiştir.
Bu deliller karşısında sanığın eyleminde şantaj suçunun yasal unsurlarının oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.
Tehdit Suçu Yerine Neden Şantaj Suçu Kabul Edildi?
Kararın önemli noktalarından biri de sanığın eyleminin yalnızca tehdit suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir.
Temyiz incelemesi sırasında şantaj suçunun kanıtlanamadığı ve eylemin TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu yönünde bozma görüşü ileri sürülmüştür.
Ancak Yargıtay bu görüşe katılmamıştır.
Yargıtay’a göre sanığın amacı yalnızca katılanı korkutmak değildir. Sanık, elinde bulunan çıplak fotoğrafları açıklayacağını söyleyerek katılanı yeniden kendisine dönmeye ve arkadaşlık ilişkisini sürdürmeye zorlamıştır.
Bu nedenle eylemin, TCK’nın 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun unsurlarını taşıdığı kabul edilmiştir.
Buradaki önemli hukuki ayrım, tehdidin belirli bir davranışı gerçekleştirmeye zorlamak amacıyla kullanılması ve kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı yönündeki tehdidin bu amaçla araç olarak kullanılmasıdır.
Özel Hayatın Gizliliği ve Şantaj Birlikte Değerlendirildi
Somut olayda sanık yalnızca şantaj suçundan değil, aynı zamanda özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçundan da mahkûm edilmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi, özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçu bakımından TCK’nın 134/2. maddesini; şantaj bakımından ise TCK’nın 107/1-2. maddelerini uygulamıştır.
Yargıtay, dosya kapsamında toplanan delilleri ve mahkemenin ulaştığı kanaati inceledikten sonra sanık müdafiinin suçların işlenmediği, bilirkişi raporlarının doğru olmadığı, delillerin mahkûmiyet için yeterli olmadığı ve fazla ceza verildiği yönündeki temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir.
Sonuç olarak yerel mahkemenin hükmü onanmıştır.
Yargıtay’ın Kararı
Yargıtay, sanığın katılana ait çıplak fotoğrafları açıklamakla tehdit ederek onu yeniden kendisine dönmeye ve ilişkisini sürdürmeye zorlaması nedeniyle şantaj suçunun yasal unsurlarının oluştuğuna karar vermiştir.
Kararda özellikle mağdurun tehdit sonucunda istenen davranışı gerçekten yerine getirip getirmemesinin şantaj suçunun oluşumu açısından zorunlu olmadığı vurgulanmıştır.
Yargıtay, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının tamamını reddederek yerel mahkeme hükmünü 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle onamıştır.
Kararın Hukuki Önemi
Karar, özel hayata ilişkin görüntü veya fotoğrafların açıklanacağı yönündeki tehdidin, yalnızca genel anlamda bir korkutma eylemi olarak değerlendirilmediği durumlara ilişkin önemli bir örnektir.
Bir kişinin özel görüntülerini veya şeref ve saygınlığına zarar verebilecek bilgileri açıklamakla tehdit ederek onu belirli bir davranışta bulunmaya zorlamak, somut olayın koşullarına göre TCK’nın 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu gündeme getirebilir.
Özellikle tehdidin amacı, mağdurdan belirli bir davranışta bulunmasını sağlamak olduğunda, olayın yalnızca TCK’nın 106. maddesindeki tehdit suçu açısından değerlendirilmesi yeterli olmayabilir.
Bununla birlikte, her özel görüntü veya fotoğraf tehdidinin otomatik olarak şantaj suçunu oluşturduğu söylenemez. Suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde tehdidin içeriği, amacı, mağdurun ne yapmaya zorlandığı, kullanılan ifadeler ve olayın diğer koşulları birlikte değerlendirilmelidir.


