MÜSTEHCENLİK SUÇU VE DİJİTAL ORTAMDA MÜSTEHCEN GÖRÜNTÜLERDE ÇOCUKLARIN KULLANILMASI: TELEGRAM GRUPLARI, CEZAİ SORUMLULUK VE HUKUKİ KORUMA
Gelişen teknoloji ve internetin yaygınlaşması, suç tiplerinin dijital mecralara taşınmasına ve ceza hukukunda yeni tartışmaların doğmasına neden olmuştur. Bu kapsamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçu, özellikle çocukların korunması amacıyla son derece ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Son dönemde, Telegram gibi anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden kurulan gruplar aracılığıyla çocuk pornografisi veya bunu andıran verilerin satın alınması, depolanması ve paylaşılması eylemleri, ciddi ceza soruşturmalarına konu olmaktadır. Bu makalede, müstehcenlik suçunun unsurları, dijital verilerin bulundurulmasının hukuki niteliği, alt ve üst sınırlarıyla cezai yaptırımlar ve hatalı cezalandırmaların önüne geçmek adına hukuki desteğin önemi Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.
TCK 226/3 Kapsamında Suçun Unsurları ve Cezai Yaptırımlar
TCK’nın 226. maddesinin 3. fıkrası, müstehcenlik suçunda çocukların korunmasına yönelik iki farklı eylemi suç olarak tanımlamış ve bu eylemlere farklı cezalar öngörmüştür. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 11.03.2021 tarihli, E. 2020/15644, K. 2021/9009 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu suçun ilk türü “müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması suretiyle oluşmaktadır” ve kanun koyucu bu eylem için 5 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörmüştür.
Aynı kararda ikinci suç tipinin ise “bu ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, ihracı, bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması fiillerinden birinin işlenmesiyle oluşmaktadır” şeklinde gerçekleştiği belirtilmiştir. Bu fıkra uyarınca, çocukların kullanıldığı müstehcen ürünleri yalnızca depolayan veya bulunduran kişiler dahi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 11.03.2025 tarihli, E. 2023/12277, K. 2025/1981 sayılı kararına göre, bu suçun oluşabilmesi için görüntülerin özel bir teknikle üretilmiş olması gerekmemektedir. Mahkeme, “Kanun koyucu bu suçun oluşumu için müstehcen ürünlerin profesyonel olarak hazırlanmasını aramamıştır.” diyerek bu hususu netleştirmiştir. Ayrıca, eylemin ticari bir maksat taşıması da zorunlu değildir; kararda “Bunun yanında suçun unsurlarının oluşması bakımından müstehcen ürünlerin izlenmesi, izlettirilmesi, satılması ve dağıtılması gibi bir zorunluluk da söz konusu değildir.” tespiti yapılarak, dijital verilerin yalnızca depolanmasının dahi suçun maddi unsurunu tamamladığı ifade edilmiştir. Aynı kararda, TCK 226/3 maddesinin temel gayesinin çocukların mutlak surette korunması olduğu, “5237 sayılı Kanun’un 226. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen suçla müstehcenliğe karşı çocuğun korunması amaçlanmıştır.” ifadeleriyle hüküm altına alınmıştır.
Telegram Grupları Üzerinden Satın Alma ve “Bağış/Yardım” Açıklamaları
Günümüzde fail veya şüpheliler, çocuk pornografisi içeriklerine ulaşmak için Telegram gibi platformlarda kapalı gruplara dahil olmaktadır. Bu gruplara giriş yapabilmek veya içerikleri indirebilmek için yöneticilere banka veya kripto para üzerinden ödemeler yapılmaktadır. Sıklıkla karşılaşılan bir yanılgı, ödeme açıklamasına “yardım”, “bağış” veya ilgisiz bir not düşülmesinin kişiyi sorumluluktan kurtaracağı inancıdır.
Ceza hukukunda maddi gerçeğin araştırılması ilkesi geçerlidir. TCK Madde 6 kapsamında “çocuk” tanımına giren kişilerin kullanıldığı içeriklerin bulunduğu gruplara bilerek ve isteyerek dahil olmak, bu verileri telefona veya bilgisayara indirmek, doğrudan TCK 226/3’ün ikinci cümlesinde yer alan “depolama” ve “bulundurma” fiillerini oluşturur. Ödeme dekontlarındaki yanıltıcı açıklamalar, failin kastını ortadan kaldırmaz.
İnternet Yoluyla Yayma (TCK 226/5) ve Fikri İçtima (TCK 44)
Depolanan bu içeriklerin başkalarına gönderilmesi, internet ortamında paylaşılması veya yayınlanması halinde ceza miktarı ciddi oranda artmaktadır. TCK’nın 226. maddesinin 5. fıkrası, bu eylemleri 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile yaptırıma bağlamıştır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 24.12.2020 tarihli, E. 2020/14214, K. 2020/21479 sayılı kararında bu ağırlaştırıcı neden şu şekilde açıklanmıştır: “Beşinci fıkraya göre; üç ve dördüncü fıkralardaki suçların konusunu oluşturan ve müstehcenlik bakımından mutlak yasak kapsamına giren ürünlerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması, yayınlanmasına aracılık edilmesi ya da çocukların görmesinin, dinlemesinin veya okunmasının sağlanması, ayrı bir suç oluşturmaktadır.”
Kişinin söz konusu içerikleri hem depolaması hem de internet üzerinden yayması durumunda, TCK Madde 44’te düzenlenen fikri içtima kuralları devreye girer. Bu kural gereği fail, işlediği tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verdiği için en ağır cezayı gerektiren TCK 226/5 fıkrasından cezalandırılacaktır.
İradi Olmayan Depolama, Hata Hükümleri ve Otomatik Kayıtlar
İnternet kullanımının doğası gereği, kullanıcılar bazen iradeleri dışında müstehcen içeriklerle karşılaşabilmektedir. TCK’nın 30. maddesi uyarınca, fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse kasten hareket etmiş sayılmaz. Hata sonucu, örneğin içeriğin çocuk pornografisi olduğunu bilmeden veya linke yanlışlıkla tıklayarak verinin cihaza inmesi durumunda failin kastından söz edilemez.
Dijital Delillerin Hukuka Uygunluğu ve CMK 134’ün Önemi
Çocuk pornografisi ve müstehcenlik suçlarında en önemli ispat aracı dijital delillerdir. Ancak bu delillerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 134. maddesinde belirtilen sıkı şekil şartlarına uyularak elde edilmesi zorunludur. Aksi halde elde edilen veriler hukuka aykırı delil niteliğine bürünür.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 10.10.2019 tarihli, E. 2019/2637, K. 2019/5904 sayılı kararı bu konuda emsal niteliğindedir. Kararda, adil yargılanma hakkının temeli olarak “ceza muhakemesinde, ancak hukuka uygun yollarla elde edilmiş deliller soruşturma ve yargılamaya konu edilebilir, aksi halde, kanunda öngörülen usullerden birine dahi uyulmaması durumunda, elde edilen delil “kanuna aykırı delil” olacak ve herhangi bir hukuki anlam içermeyecektir.” denilmiştir.
Aynı kararda, dijital cihazlara el konulurken imaj (birebir kopya) alınmasının yasal bir zorunluluk olduğu vurgulanmış ve “yedekleme tabirinden, imaj alma işlemini anlamak gerekir. Zira imaj alma, dijital medyanın alelade kopyalanması değil aktif, silinmiş veya artık alanlarında bulunan verilerin, orijinal medyadaki haliyle bire bir aynı, adeta aynadaki görüntüsü gibi yedeklenmesidir” şeklinde tanımlanmıştır. Kolluk kuvvetlerinin imaj alma işlemini usulüne uygun yapmaması durumunda ne olacağı ise yine aynı kararda; “dijital meteryaller ile ilgili olarak CMK’nın 134.maddesinde yazılı şekilde hakimlik kararı alınmaksızın ve mahallinde imaj alınmadan, ilgilisine de bir kopyası verilmeden el konulması nedeniyle; CMK’nın 134. maddesi hükmüne ve hukuka uygun yöntemlerle elde edildiklerinin kabulünün mümkün bulunmadığı” ifadeleriyle açıklanarak, usulsüz delillerin mahkumiyete esas alınamayacağı kesinleştirilmiştir.
Hak Yoksunlukları (TCK 53) ve Müsadere (TCK 54)
TCK 226 kapsamında verilecek bir hapis cezası, yalnızca özgürlüğü bağlayıcı sonuçlar doğurmaz. TCK’nın 53. maddesi gereğince, kasten işlenen bu suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olan kişi; memuriyetten, seçme ve seçilme ehliyetinden, velayet ve vesayet haklarından, dernek/şirket yöneticiliğinden yoksun bırakılır. Ayrıca TCK’nın 54. maddesi uyarınca, suçun işlenmesinde kullanılan veya suça tahsis edilen bilgisayar, cep telefonu, hard disk gibi eşyaların devlet tarafından müsaderesine (el konulmasına) karar verilir.
Hukuki Destek Almanın Hayati Önemi
Müstehcenlik ve özellikle çocuk pornografisi suçlamaları, toplum nezdinde son derece hassas ve ağır ithamlardır. Bir kişinin Telegram gruplarına iradesi dışında eklenmesi, cihazının otomatik indirme ayarlarının açık olması nedeniyle önbelleğe inen dosyalar veya siber saldırılar sonucunda cihazında bu tür verilerin bulunması mümkündür.
İlgili Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarından da anlaşılacağı üzere; suç vasfının doğru tayin edilmesi, CMK 134 kapsamında delillerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi, TCK 30 bağlamında hata hükümlerinin tartışılması ve adli bilişim uzmanı raporlarının teknik olarak çürütülmesi son derece teknik ve uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Soruşturma aşamasında yapılacak en ufak bir usul hatası veya eksik savunma, kişilerin özgürlüklerinden mahrum kalmasına ve telafisi imkansız mağduriyetler yaşamasına neden olabilir. Bu tarz bir soruşturmayla karşılaşıldığında, haksızlığa uğramamak ve hata sonucu ağır cezalarla karşı karşıya kalmamak adına vakit kaybetmeksizin alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması hayati önem taşımaktadır.


